Blog
Buradasınız: Anasayfa / Blog
Blog
Son yayınladığımız haber, duyuru ve içeriklerimize göz atın.
EVLİLİK BİRLİĞİ İÇİNDE HAKSIZ EYLEME KARŞI TEPKİ NİTELİĞİNDEKİ HAKARET KUSUR OLARAK YÜKLENİR Mİ?
Bölge Adliye Mahkemesince, kadının erkeğe hakaretinin sabit olduğu gerekçesiyle boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiş ise de; dosya kapsamından erkeğin eylemlerine karşı kadının hakaretinin tepki niteliğinde olduğu, kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmıştır. Bu halde, kadının boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
YOKSULLUK NAFAKASINDA KESİNLİK SINIRI NEYE GÖRE BELİRLENİR?
Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen kaldırılması talep edilen yoksulluk nafakasının yıllık miktarı 600,00x12=7.200,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile (7550 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra verilen kararlar için dava tarihi dikkate alınacağından) kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır.
SAHTE FATURA KULLANDIĞI İDDİASINA KARŞI SAHTE FATURAYA KONU OLAN MALIN GERÇEK ALIŞVERİŞ OLD. KONUSU NASIL İSPATLANIR?
Sanığın faturaların gerçek ticari ilişkiye dayandığını savunması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; suça konu olan faturaları düzenleyen mükellef hakkında düzenlenmiş vergi inceleme raporlarının ilgili vergi dairesinden getirtilmesi, aynı mükellef hakkında açılan dava dosyasının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, faturaları düzenleyen şirket yetkililerinin CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kime verdiklerinin, sanığı tanıyıp tanımadıklarının sorulması, gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; faturayı düzenleyen şirkete ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgelerin; faturaları kullanana ait yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığına ilişkin belgelerin getirtilmesi, daha sonra, faturaları düzenleyen şirket ile sanığın ticari defterleri ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile beraatine hükmedilmesi,
ERKEĞİN EVLENİRKEN EŞİNDEN İLK EVLİLİĞİNİ GİZLEMESİ HALİNDE BU EYLEM BOŞANMA DAVASINDA KUSUR KABUL EDİLİR Mİ?
Bölge Adliye Mahkemesince kadının eşine hakaret ettiği, buna karşılık "davacı karşı davalı erkeğin de yaşını, işini ve ilk evliliğini evlenirken kadından gizlediği", bu durumda birliğin sarsılmasına tarafların eşit kusurlu davranışlarıyla sebep olduğu kabul edilerek kadının da boşanma davasının kabulüne karar verilmiş ise de dosya kapsamından tarafların fiilen üç ay gibi kısa bir süre evli kaldıkları, kadının ailesinin yanına gitmesi sonrasında eşine hakaret içeren mesajlar attığı sabittir. Ne var ki, erkek yönünden kusur belirlemesine esas alınan vakıaların tanık veya başka bir delille sübut bulmadığı, söz konusu vakıaların varlığı kabul edilse dahi bu hususların nispi butlan sebebi teşkil edebileceği ve boşanma hükmüne esas alınmasının doğru olmadığı anlaşılmıştır. Hal böyleyken, erkeğe atfı kabil başkaca kusurlu bir davranışın varlığı da ispatlanmadığından davalı karşı davacı kadının davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
İZAFE EDİLEN BOŞANMAYA SEBEP TEŞKİL EDECEK EYLEMİN ÜZERİNDEN UZUN SÜRE GEÇMESİ VE TARAFLARIN EVLİLİK BİRLİĞİNE DEVAMI HALİNDE HAKİM BOŞANMAYA KARAR VEREBİLİR Mİ?
Olayda müşterek çocuğun 28/04/2015 tarihinde dünyaya geldiği, tanık beyanlarında geçen bu vakıaların müşterek çocuk henüz yeni doğmuşken, kırklı dönem denilen zaman zarfında yaşandığı, bu olaylardan sonra evlilik birliğinin devam ettiği, davanında 29/11/2018 tarihinde açıldığı, erkeğe kusur olarak yüklenen bu vakıadan sonra, tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, tarafların bir araya gelerek karşılıklı olarak önceki olayları affetmeleri nedeniyle affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan vakıaların af kapsamında kalıp, sonrası dönem için ise erkeğin ispatlanan herhangi bir kusurunun tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, erkeğin boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışı kanıtlanamadığından kadının boşanma davasının reddi gerekir.
KALP HASTASI OLDUĞUNU BİLDİKLERİ ŞAHSA UYKU İLACI VERİLMESİ NEDENİYLE KİŞİNİN İLACIN ETKİSİ NEDENİYLE VEFATI HALİNDE KİŞİ HANGİ SUÇ KAPSAMINDA SORUMLUDUR?
Maktulün kronik kalp damar hastalığına bağlı olarak gelişen kardiyak arrest sonucu hayatını kaybettiğini ortaya koyan ATK raporu ve tespitlerinin varlığına göre mahkemece maktulde oluşan yaralanmanın 5237 s. Kanun'un 86/2. maddesi kapsamında kalacağı kabul edilerek sanıkların 70'li yaşlarda olan ve kalp rahatsızlığı olduğunu bildikleri maktulü uyutmak/uyuşturmak amacıyla ilaç vermeleri eyleminin, bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturacağı ve sanıklar hakkında bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan mahkumiyetlerine dair hüküm kurulması gerektiği halde; yukarıda değinilen Yargıtay CGK kararını ve bu kararda kabul edilen sübutu etkisiz kılacak şekilde maktulün kanında sanıkların beyanlarında geçen ilaçlara ilişkin bir kısım etken maddelerin tespit edilemediğine dair adli rapor gerekçe gösterilerek yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
YILLIK OLARAK ANLAŞILAN KİRA SÖZLEŞMELERİNDE ÖDENMEYEN KİRA BEDELİ 2 HAKLI İHTARIN KONUSUNU OLUŞTURUR MU?
Türk Borçlar Kanununun 352/2. maddesi uyarınca iki haklı ihtar nedeniyle açılacak tahliye davasının kira süresinin, bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde açılması zorunludur. İki haklı ihtar nedeniyle açılan davada tahliyeye karar verilebilmesi için, kiracıya bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde, bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulması gerekir. İhtar tebliğinden sonra yapılan ödemeler iki haklı ihtarın oluşmasına engel teşkil etmez. Süresiz sözleşmelerde ve kira parasının yıllık ödenmesi gereken hallerde iki haklı ihtar oluşmaz.
Su abonesi olan davacının aboneliğini sonlandırmaması halinde fiili kullanıcının gerçekleştirdiği kullanım bedelinden sorumluluğu devam eder mi?
O halde mahkemece; su abonesi olan davacının aboneliğini sonlandırmadığı sürece tüketilen su bedelinden sorumlu olduğu, daha az tüketim yaptığına dair bir iddia da ileri sürülmediğinden bilirkişi incelemesine gerek olmaksızın davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
DELİL TESPİTİ YAPILMIŞ BİR ALACAK İÇİN DAVALI DELİL TESPİTİNE İTİRAZ ETMİŞ İSE DAVA BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLARAK AÇILABİLİR Mİ?
Uyuşmazlık; somut olayda, dava konusu alacağın belirsiz alacak olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre davacının belirsiz alacak davası olarak eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava konusu alacağın haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından zarar miktarının tespiti amacıyla delil tespiti yaptırıldığı, davalının tespit raporuna itiraz ettiği, bu hâliyle dava konusu alacağın tartışmalı hâle geldiği, davacının davanın açıldığı tarihte gemi söküm tesisine verilen zarar miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği, davanın belirsiz alacak davası olarak açılma şartlarının oluştuğu, açıklanan nedenlerle işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı sonucuna varılmıştır.
BOŞ OLARAK DOLDURULAN TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ İLE TAHLİYEM İSTENMEKTEDİR. 1 YIL DOLDUĞUNDAN KONTRAT UZAMIŞTIR İTİRAZI HALİNDE İTİRAZIN KALDIRILMASINA BAŞVURULABİLİR Mİ?
Somut olayda 15.10.2019 tarihli kiraz sözleşmesi, 20.10.2019 tanzim 15.10.2022 tahliye tarihli adli tahliye taahhütnamesine dayanılarak 17.10.2022 tarihinde tahliye talepli takip başlatılmış, kiracı(borçlu) itirazında "... boş olarak tanzim edilmiş tahliye taahhütnamesini doldurarak tahliyesini istemektedir...Tarafıma taşınmazın tahliyesi için süresinde bir ihtarname gönderilmediği için kira kontratı 1 yıl süreyle uzamıştır...." şeklinde beyanda bulunmuştur. Borçlunun bu beyanları, tahliye taahhüdündeki tarih ve imzaya açıkça itiraz niteliği taşımamaktadır. Tahliye taahhüdüne dayalı tahliye şartlarının gerçekleştiği dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü ile itirazın kaldırılması ve borçlunun kiralanan mecurdan tahliyesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle borçlunun istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir.
HÜKÜMLÜNÜN İZİN SÜRESİNDEN SONRA 26 DAKİKALIK GECİKMEYLE TESLİM OLMASI HALİNDE DİSİPLİN CEZASINA HÜKMEDİLEBİLİR Mİ?
Hükümlünün, izin süresinin bittiği günün teslim olma saatinden 26 dakikalık bir gecikme ile cezaevine giriş yapması nedeniyle cezaevi görevlilerince tutulan tutanak üzerine hücreye koyma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, hükümlünün seyahati sırasında Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumunun yerini bulma konusunda aksiliklerle karşılaştığı yönündeki beyanına itibar edilerek, 26 dakikalık gecikmenin makul bir süre olduğunun kabul edilmesi ve itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
BOŞANMAYA ESAS SAYILAN DAVRANIŞLARDAN SONRA TARAFLARIN BERABER TATİLE GİTMESİ HALİNDE ÖNCEKİ DAVRANIŞLAR KUSUR SAYILIR MI?
Boşanmaya esas alınan hadiselerden sonra eşlerin barışıp 2001 senesinin yazında tatile gittikleri anlaşılmaktadır. Kadın geçen hadiseleri hoşgörü ile karşılamış davalıyı affetmiştir. Artık bu maddi olaylara dayanılarak boşanmaya karar verilemez. 2001 yılının yaz ayından sonra da kocadan kaynaklanan boşanmayı gerektiren herhangi bir olayın varlığı da isbat edilmemiştir. Davanın reddi gerekir.
Hukuki Yardım ve Danışmanlık İçin Bize Ulaşabilirsiniz | 0544 324 16 34 |

WhatsApp İletişim

0544 324 16 34