Blog
Buradasınız: Anasayfa / Blog
Blog
Son yayınladığımız haber, duyuru ve içeriklerimize göz atın.
YABANCI MAHKEME KARARININ TÜRK HUKUKUNA GÖRE KESİN HÜKÜM TEŞKİL ETMESİ İÇİN GEREKEN ŞARTLAR NELERDİR?
Bu hususta YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ güncel kararında yabancı mahkeme kararının türk hukukuna göre kesin hüküm teşkil edebilmesi için öncelikle yabancı mahkeme kararının tanınmış olması gerektiğini belirtmiştir.
KISA SÜRELİ EVLİLİKLERDE KADIN LEHİNE HÜKMEDİLEN YOKSULLUK NAFAKASI İRAT ŞEKLİNDE ÖDENMESİNE KARAR VERİLEBİLİR Mİ?
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ güncel kararlarında çocuğun bulunmadığı kısa süreli evliliklerde nafakanın irat olarak ödenmesi , ödenmeyecek ise bunun gerekçesinin gerekçeli kararda belirtilmesi gerektiğine hükmetmektedir.
GELİŞİM ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUN BABA İLE KİŞİSEL İLİŞKİ TESİSİ YATILI MI OLMALIDIR?
Güncel 2. Hukuk Dairesine göre tabi ki somut dosya baz alınarak gelişim çağındaki çocuğun sahip olduğu gelişim dönemi özellikleri bakımından anneye yoğun gereksinim duyması, çocuğun anneden uzun süreli olarak ayrı kalmasının çocukta kaygıya sebep olabileceği dikkate alındığında baba ile çocuk arasında yatısız olacak şekilde kişisel ilişkinin düzenlenmesi gerekmesine karar verilmiştir.
TAPU KAYIT DÜZELTİM DAVALARINDA ARAŞTIRILACAK HUSUSLAR NELERDİR?
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle), ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
KIYI KENAR ÇİZGİSİ  - DAHA ÖNCESİNDE ALINMIŞ KOMİSYON RAPORLARI KIYI KENAR ÇİZGİSİNİN OLUŞUMUNDA TAKDİRİ DELİL MİDİR?
darenin kıyı-kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş Komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle Mahkemece kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur.
TAŞINMAZLARA İLİŞKİN DAVALARDA TANIKLAR DURUŞMADA DİNLENEBİLİR Mİ?
taşınmaza ilişkin davalarda mahalli bilirkişi ve tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi GEREKİR.
DERE KIYISINDAKİ TAŞINMAZIN İMAR İHYASININ BAŞLANILMADAN ÖNCE DERE YATAĞINDAN KAZANILIP KAZANILMADIĞI ARAŞTIRILARAK KARAR VERİLMELİDİR.
DERE KIYISINDAKİ TAŞINMAZIN İMAR İHYASININ BAŞLANILMADAN ÖNCE DERE YATAĞINDAN KAZANILIP KAZANILMADIĞI ARAŞTIRILARAK KARAR VERİLMELİDİR.
6 PARÇA ARAÇ DIŞINDA 2 PARÇA ARAÇ İÇİNDE ELE GEÇEN TOPLAM 583 GRAM ESRAR MADDESİ- SANIKLAR KULLANMAKTAN MI YOKSA TİCARETTEN Mİ CEZALANDIRILMALIDIR?
Altı parçası araçtan atılan çantanın içinde, iki parçası ise aracın arka koltuğunda ele geçirilen toplam net ağırlığı 553 gram olan esrar, sanık sayısı da dikkate alındığında kullanma sınırları içinde kaldığı anlaşılmıştır.Bu hâliyle aynı zamanda kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun da şüphelisi durumunda olan sanıkların, görevlilerce durdurulduktan sonra uygulama noktasından kaçmaları ve bu sırada araçta bulunan uyuşturucu maddeleri atmalarına müsnet uyuşturucu madde ticareti yapma suçu bakımından herhangi bir özellik atfedilmemiştir. Dosya kapsamı itibarıyla sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin olarak bir ihbar ya da kolluk araştırması neticesinde elde edilen herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakta, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince Yerel Mahkemece ispat edilemeyen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanıkların beraatlerine karar verilmesinin isabetli olduğu kabul edilmiştir.
ERKEĞİN TANIK BEYANLARINA GÖRE EŞİNE ÇİÇEK VE HEDİYE ALMASI KADINI AFFETTİĞİ ANLAMINA GELİR Mİ?
İlk Derece Mahkemesince her ne kadar, erkeğin, kadını affettiği en azından hoşgörü ile karşıladığı belirtilerek boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillere göre erkeğin eşine yüzük ve çiçek alarak eşi ile barışmak istediğine yönelik tanık beyanında belirtilen davranışlarının barışma girişimi niteliğinde olduğu, af olarak değerlendirilemeyeceği, erkeğin kadın eşi affettiğine yönelik dosyaya yansıyan başkaca somut söz veya eylemlerinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Mahkemece, erkeğin evliliğini kurtarma adına gösterdiği barışma girişiminin af olarak değerlendirilmesi doğru görülmemiştir. O halde, Mahkemece tüm delillerin bu çerçevede değerlendirilerek davaların esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
İDRAK ÇAĞINA GELMİŞ OLAN ÇOCUĞUN VELAYET HUSUSUNDA GÖRÜŞÜ HİLAFINA MAHKEMECE KARAR VERİLEBİLİR Mİ?
Velâyet ve kişisel ilişki kamu düzenine ilişkin olup re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velâyet ve kişisel ilişki hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir.
BYLOCK KULLANICISI OLMAYAN , HERHANGİ BİR KOD ADI BULUNMAYAN SANIK HAKKINDA ÖRGÜT ÜYELİĞİNDEN CEZA VERİLEBİLİR Mİ?
ByLock kullanıcısı olduğu teknik verilerle tespit edilemeyen, herhangi bir örgütsel kod adı kullandığı saptanamayan sanığın, savunmasının aksine örgüte yardım kastı ile hareket ettiğine ya da örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, ispat edilemeyen müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle ve yerinde olmayan gerekçeye dayanılarak yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2022/28709 Karar Numarası: 2025/19622 Karar Tarihi: 02.07.2025 SAYISI : 2019/1952 E., 2020/1542 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/6 E., 2019/315 K. TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; ByLock kullanıcısı olduğu teknik verilerle tespit edilemeyen, herhangi bir örgütsel kod adı kullandığı saptanamayan sanığın, savunmasının aksine örgüte yardım kastı ile hareket ettiğine ya da örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, ispat edilemeyen müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle ve yerinde olmayan gerekçeye dayanılarak yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
RESMİ NİKAHLI OLMAYAN EŞ İÇİN EŞE KARŞI KASTEN YARALAMADAKİ EŞE KARŞI NİTELİKLİ HALİ UYGULANABİLİR Mİ?
İnceleme konusu dava dosyasında; resmî nüfus kayıt örnekleri incelendiğinde katılan ile evli olmadığı anlaşılan hükümlü hakkında ek savunma hakkı da verilmeden eylemin eşe yönelik gerçekleştirildiğine karar verilmesi suretiyle buna uygun uygulama yapılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Hukuki Yardım ve Danışmanlık İçin Bize Ulaşabilirsiniz | 0544 324 16 34 |

WhatsApp İletişim

0544 324 16 34