Blog
Buradasınız: Anasayfa / Blog
Blog
Son yayınladığımız haber, duyuru ve içeriklerimize göz atın.
BOŞANMA DAVASI SIRASINDA DAVADAN FERAGAT EDİLMESİ HALİNDE FERAGAT EDİLEN DAVADAKİ VAKIALAR KUSUR OLARAK KARŞI TARAFA YÜKLENEBİLİR Mİ?
Davacı erkek, daha önce 02.11.2012 tarihinde açtığı boşanma davasından 12.04.2013 tarihinde feragat etmiştir. Davacı erkeğin tanıklarının anlatımında yer alan olayların erkeğin açtığı ve feragatle sonuçlanan dava tarihinden önceki döneme ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı erkek feragatle kadından kaynaklanan ve mahkemece kadına kusur olarak yüklenen önceki olayları affetmiş veya en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar taraflara kusur olarak yüklenemez. Davalı kadının bu davanın açıldığı tarihten sonra başkaca kusurlu davranışı ispatlanamamıştır.
TARAFLARIN BOŞANMA DAVASI ESNASINDA BERABER TATİLE GİTMEYE KARAR VERMELERİ ANCAK YOLDA GERİ DÖNMELERİ HALİNDE AF KAPSAMINA EYLEMLER GİRER Mİ?
Taraflar arasında gerçekleşen ve boşanma nedeni olarak gösterilen olaylardan sonra tarafların birlikte tatile gittikleri, yolculuk sırasında meydana geldiği ileri sürelen olaylardan sonra da tatile gitmekten vazgeçip geri dönmediklerine göre tarafların bu aşamaya kadar olan olayları karşılıklı olarak affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamış olduklarının kabulü gerekir. Bu aşamadan sonra boşanmaya neden olacak davalı-davacı kocadan kaynaklanan boşanmayı gerektirir yeni bir olayın varlığı da iddia ve ispat edilebilmiş değildir. O halde davacı-davalı kadının boşanma davasının da reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiştir.
EHLİYETSİZ ARAÇ KULLANAN VE POLİSE YAKALANAN SANIĞIN BAŞKA BİR KİŞİNİN KİMLİK BİLGİLERİNİ POLİSE BİLDİRMESİ HALİNDE HANGİ SUÇ OLUŞUR?
Sanığın ehliyetsiz araç kullanma eyleminin, idari yaptırım kararını gerektirmesi ve suç olarak tanımlanmaması karşısında; başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşmayacağı, sanığın bu eyleminin TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırıdır.
OLASI KAST İLE ÖLDÜRME SUÇUNDA İŞTİRAK MÜMKÜN MÜDÜR? -
Olası kast sorumluluğunun failin hareketine bağlı gerçekleşen netice ile doğduğu kabul edilmekle, olası kastla işlenen suçlarda iştirakin mümkün olmayacağı, maktulün ölümüne neden olan ve otopsi sırasında maktulün vücudundan çıkarılan merminin parçaları olan emanetin 2022/12801 sırasında kayıtlı "nüve" ve "gömlek parçasının" kriminal incelemesi yapılarak sanıklardan hangisinin silahından atıldığının tespit edilmesi ve neticesinde o sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan mahkumiyet hükmü kurulup diğer sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
NAFAKA TALEPLERİNDE MAHKEME ARTIŞI HANGİ VERİYE DAYALI OLARAK YAPILMALIDIR?
2.Davacı kadın dava dilekçesinde, ortak çocuk için hüküm altına alınacak iştirak nafakasının her yıl TÜİK'in belirlediği oranda arttırılmasını talep etmiştir. Dairemizin kararlılık kazanan içtihatlarına göre talep halinde hüküm altına alınan iştirak nafakasının ÜFE oranları üzerinden yıllık artış oranı belirlenmesi gerekirken, bu hususta karar verilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
EŞİN KENDİ AİLESİNİN EVLİLİK BİRLİĞİNE MÜDAHELESİNE SESİNİ ÇIKARMAMASI KUSUR MUDUR?
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden kadının ailesinin davacı erkeğe müdahalesine davalı kadının sessiz kaldığı ve eşini küçük düşürücü beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
KAMU GÖREVLİSİ OLAN POLİSE YÖNELİK ÇAKALLAR İFADESİ HAKARET SUÇUNU OLUŞTURUR MU?
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp nezaket dışı kaba söz ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmakla
MAĞDURU YATAK ODASINA GÖTÜREREK YATAĞIN ÜZERİNE FIRLATIP GÖBEĞİ VE KALÇASINA DOKUNMAK EYLEMİ HANGİ SUÇU OLUŞTURUR?
Sanığın katılanın bileğinden tutup yatak odasına götürerek yatağın üzerine fırlatıp göbeğine ve kalçasına dokunma şeklinde gerçekleşen ve cebir içeren olayda; sanığın katılana karşı sübuta eren eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 102/1-1. cümlesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
TEDBİR NAFAKASI KARARLARINA UYMAMAK NAFAKA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ İHLAL SAYILIR MI?
Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir." şeklinde düzenlendiği, buna göre borçlunun yerine getirmediği nafakaya ilişkin karar, nafaka ilamı olabileceği gibi, nafaka veya tedbir nafakası verilmesine ilişkin ara kararı da olabileceği, her halde borçlu tarafından kararın gereğinin yerine getirilmediği takdirde atılı suçun oluşacağı, sanığın Aralık ayına ait nafaka borcunu ödemediği ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
KAT MÜLKİYETİ KURULMAMASI KAT MALİKLERİNİ AİDAT ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜNDEN KURTARIR MI?
Kat Mülkiyeti Kanununun 17. maddesinin 3.fıkrasına göre, kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin 2/3´ü fiilen kullanılmaya başlanılmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi anagayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanması gerekir. Mahkemece, fiilen tamamlanmış ve üzerinde kat irtifakı kurulu bulunan bu yapının 2/3´ünün fiilen kullanılma durumu dikkate alınarak, Kat Mülkiyeti Kanununu hükümlerine göre tahkikat ikmal edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, binanın iskan ruhsatının iptal edilmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
HACZEDİLMEZLİK ŞİKAYETİNDE GEÇERLİ BİR HACZİN BULUNUP BULUNMADIĞI İNCELEMESİ YAPILMALI MIDIR?
Haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şarttır. Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine öncelikle haczin düşmüş olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Şikayet tarihinden önce haczin düşmüş olduğunun belirlenmesi hâlinde, şikayetin konusu kalmayacağından başvurunun fuzulî yapıldığının kabulü gerekir.
YENİ MALİKİN İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE DAVASI İÇİN EDİNME TARİHİNDEN 1 AY İÇİNDE İHTAR ÇEKMESİ ZORUNLU MUDUR?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 351/2 maddesinde "edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir" koşulunun bulunduğu dikkate alınarak süresinde açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
Hukuki Yardım ve Danışmanlık İçin Bize Ulaşabilirsiniz | 0544 324 16 34 |

WhatsApp İletişim

0544 324 16 34