5271 sayılı Kanun'un delillerin tartışılması başlıklı 216/1. maddesinin “Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.” ve ikinci fıkrasının “Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.”, üçüncü fıkrasında "Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir." şeklindeki hükmü ile yargılama sırasında ortaya konulan delillerin tartışılmasında davanın taraflarına hangi sıra ile söz verileceği ve davanın taraflarının birbirlerinin açıklamalarına karşı cevap verme haklarının bulunduğu, hükümden önce son sözün sanığa verileceği hususları düzenlenmiş olup, iddia ve savunma hakkı açısından yargılamanın anılan maddeye uygun şekilde sürdürülüp bitirilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hükmün tefhim edildiği 05.12.2024 tarihli oturumda, Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı hazır bulunduğu belirtilen sanığın beyanı alınmadan ve aynı zamanda sanığa son söz hakkı tanınmadan yargılamanın bitirilip hüküm kurulması suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 216. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.