Blog
Buradasınız: Anasayfa / Blog
Blog
Son yayınladığımız haber, duyuru ve içeriklerimize göz atın.
KİRA SÖZLEŞMESİNDE DAVA AÇILMADAN ÖNCE İHTAR ŞARTI MEVCUT İSE İHTAR ŞARTI SAĞLANMADAN DAVA AÇILABİLİR Mİ?
Davalılara gönderilen ihtarname 11/05/2018 keşide tarihli olduğundan ve kira döneminin bitmesine 2 ay kala bildirim yapılmadığından davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, tahliye davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEK BİR TAHLİYE DAVASINDA BİRDEN FAZLA İHTİYAÇ NEDENİ İLERİ SÜRÜLEBİLİR Mİ?
-Davacının, karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Tahliye davaları aynı dava içinde birden fazla sebebe dayanılarak açılabilir. Bu sebeplerden bir kısmı sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmesi halinde reddedilen sebeplerden dolayı ayrıca davalı yararına vekalet ücreti verilmez.
KİRAYA VERİLEN ORTAK ALANA MASA, SANDALYE VB. ŞEYLERİN KOYULMASI NEDENİYLE EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI AÇILABİLİR Mİ?
Ne var ki, kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızasının bulunması halinde dahi yapılacak tesis ve değişikliğin imar mevzuatına aykırı olmaması, yazılı rızası bulunmayan kat malikinin bağımsız bölümünü kullanmasını engelleyecek ve Kat Mülkiyeti Yasası'nın 18. maddesi gereğince kat malikini rahatsız edecek nitelikte bulunmaması da gereklidir.
ÖNCEDEN TANIŞIKLIĞI OLDUĞU ARKADAŞINA TELEFONUNU İRADİ OLARAK TESLİM ETMEK SONRASINDA TELEFONUNUN İADE EDİLMEMESİ HALİNDE HIRSIZLIK SUÇU OLUŞUR MU?
Katılanın cep telefonunu önceden tanımasından kaynaklanan güven ilişkisi sebebiyle sanığa verdiği, dolayısıyla, cep telefonunun zilyetliğinin sanığa iradi olarak devredildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 6763 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında yer alan ve basit yargılama usulüne tabi güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu
KANUNEN TÜM NİTELİKLERİ HAİZ BONOYA KENDİ ADI VE İMZASI ALTINA KUZENİNİN TC 'SİNİ YAZARAK İMZALANMASI SAHTECİLİK SUÇUNU OLUŞTURUR MU?
Sanığın kendi adına unsurları tam olarak düzenleyip ancak takibi zorlaştırmak amacıyla kendisi ile aynı ismi taşıyan amcasının oğlunun T.C. kimlik numarasını da isminin altına eklediği 05.09.2010 vade tarihli senette; yapılan bu eklemenin unsurlardan herhangi birisini geçersiz hale getiremeceği gibi senedin bono vasfını da etkilemeyeceği cihetle, unsurları tam olan suça konu bononun sahteliğinden veya sahteleştirildiğinden söz edilemez. Olayda, kullanıldığı anlaşılan senedin, TTK uyarınca "bononun" tüm unsurlarını taşıdığı anlaşıldığından; yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun maddi unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırıdır.
FAYDASIZ SAHTECİLİK NEDİR ? - İLGİLİ CEZA HUKUKU KAPSAMINDA SAHTE OLARAK DÜZENLENEN EVRAKIN ÖNCESİNDE RIZAYA DAYALI OLARAK DÜZENLENMESİ HALİ?
maddi gerçeğin ve suç kastının kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, suça konu şekilde düzenlenen ne kadar belge bulunduğu, bu uygulamanın ne kadar zamandır devam ettiği araştırılarak ilgililerin belgelerin bu şekilde düzenlenmesi hususunda açık veya zımni rızalarının bulunup bulunmadığının, öncesinde sanığa bakanlıkla doğrudan yazışma yetkisi verilip verilmediğinin, suça konu üst yazı niteliği taşıyan yazı ekindeki asıl dökümanları hazırlama görev ve yetkisinin kime ait olduğunun, bu belgelerde sahtecilik olup olmadığının ve eylem nedeniyle zarar doğup doğmadığının tespit edilmesi, önceden verilen açık veya zımni rıza üzerine eylem gerçekleştirildiği takdirde zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği, sanığın doğrudan Bakanlıkla yazışma yetkisi bulunduğu takdirde de üzerine atılı eylemin faydasız sahtecilik niteliğinde olacağı gözetilerek tüm deliller birlikte tartışılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken,eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması gerekir.
UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ - NÖBETÇİ SAVCIYA DURUM BİLDİRİLMİŞ VE TALİMAT ALINMIŞ DENİLSE DE İLGİLİ GÖRÜŞME TUTANAĞINDA SAVCININ BULUNMAMASI HALİ?
Adli Kolluk Cumhuriyet Savcısı Görüşme Tutanağında ismi belirtilen ancak imzası yer almayan Cumhuriyet Savcısı ...(...)'ın, yukarıda anılan tutanak içinde belirtilen talimat hakkında bilgi ve onayının bulunduğuna dair dosya içinde herhangi bir belge bulunmaması karşısında; bu hususta nöbetçi Cumhuriyet Savcısının herhangi bir talimatının olup olmadığının araştırılarak sonuca göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
MOBBİNG NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ - MMOBBİNG İSPATI İÇİN YAKLAŞIK İSPAT YETERLİ MİDİR?
Tanık anlatımları ile davacının gördüğü psikolojik tedaviye dair rapor ve tıbbi belgeler birlikte değerlendirilip olayların kronolojik sıralamasına bakıldığında, davacının davalı işveren tarafından aşağılandığı, görev tanımı dışındaki işlerin davacıya yaptırıldığı ve temadi eden bu davranışlar nedeniyle davacının sağlığının bozulduğu, bu sebeple psikiyatrik tedavi gördüğü ve bu suretle davacının işyerinde psikolojik taciz ve baskıya uğradığı sonucuna ulaşılmıştır.
PARK HALİNDEKİ ARAÇTA ÖNLEME ARAMASI KARARINA DAYANILARAK ARAMA YAPILABİLİR Mİ?
Park halindeki araçta önleme araması kararına dayanılarak arama yapılamayacağı ve park halindeki araçta arama yapılmasına dayanak teşkil eden mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet Savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet Savcısı'na ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşya yasak delil niteliğindedir. Bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, sanıkların sigaraları ticari amaçla aldığına dair herhangi bir ikrarı da bulunmadığı nazara alındığında hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.
GİZLİ SORUŞTURMACI KARARI ALINMIŞ İSE DE TEKNİK İZLEME İÇİN AYRI BİR KARAR ALINMAMIŞSA ELE GEÇEN DELİLLER HUKUKA UYGUN MUDUR?
Dosya içerisinde 5271 sayılı Kanun'un 140. maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve 5271 sayılı Kanun'un 140. maddesi uyarınca usulüne uygun bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme, görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı anlaşılmakla; Dosyada mevcut olan tutanaklar ve tanık olarak dinlenen gizli soruşturmacı beyanlarına göre sanığın kimlik tespitinin alınan görüntü kaydına dayanılarak mı yoksa bu görüntüler kullanılmadan mı yapıldığının anlaşılamaması nedeniyle somut olayda gizli soruşturmacılardan sorumlu kolluk görevlileri olarak tayin edildikleri ve kimlik tespitini yaptıkları tespit edilen NSKG314 ve NSKG353 kod nolu kolluk görevlilerinin, 5271 sayılı Kanun'un 139/3., 180/5. ve 181/1. maddelerinde belirtilen usule uygun şekilde, sanık ve müdafiinin hazır olduğu celsede, SEGBİS yoluyla ses ve görüntüleri değiştirilerek olaya ilişkin tanıklık beyanlarının alınması, sanık ve müdafiine gizli soruşturmacılara soru sorma olanağının tanınması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması gerekir.
TAKİPTEN ÖNCE AÇILMIŞ VE TEDBİR KARARI ALINMAMIŞ MENFİ TESPİT DAVASI KAMBİYO SENEDİ İÇİN ZAMANAŞIMINI KESER Mİ?
O halde İlk Derece Mahkemesince; tedbir kararı bulunmayan takipten önce açılan menfi tespit davasının zamanaşımını kesmeyeceği ve dayanak bononun takipten önce zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile zamanaşımı iddiasının kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesince de istemin esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
ÖDNÜÇ VERİLEN ALACAĞIN GERİ İSTENMESİ - KARDEŞLER ARASINDA GERÇEKLEŞMİŞ ALIŞVERİŞ İÇİN TANIK DELİLİNE DAYANILABİLİR Mİ?
Somut olayda, taraflar kardeş olup, eldeki davada HMK'nın 203/1-a bendi uyarınca tanık dinlenebileceğinden, Mahkemece, tanıklar dinlendikten sonra alacağın muaccel olup olmadığı değerlendirilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuki yararın bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
Hukuki Yardım ve Danışmanlık İçin Bize Ulaşabilirsiniz | 0544 324 16 34 |

WhatsApp İletişim

0544 324 16 34