Blog
Buradasınız: Anasayfa / Blog
Blog
Son yayınladığımız haber, duyuru ve içeriklerimize göz atın.
ERKEĞİN SÜREGEN ŞEKİLDE EŞİNİ AŞAĞILAMASI HALİNDE KUSUR KİME AİTTİR?
gerçekleşen diğer kusurların yanında erkeğin ayrıca eşini süregelen şekilde aşağıladığının sabit olduğu ve bu kusurun erkeğe yüklenmesi gerektiği, Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlar ile birlikte değerlendirildiğinde yine de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin, kadına nazaran daha fazla kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
KADIN İLE ERKEK İKİSİ DE EMEKLİ İSE KADIN LEHİNE YOKSULLUK NAFAKASINA HÜKMEDİLİR Mİ?
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 175 inci maddesine göre boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir. İlk Derece Mahkemesi tarafından kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; toplanan delillerden kadının ve erkeğin emekli oldukları anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kadının kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde sürekli ve düzenli gelirinin bulunduğu, davacı-davalı erkek ile davalı-davacı kadının gelirlerinin birbirine denk olduğu anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesinde aranan koşullar somut olayda kadın yararına gerçekleşmemiştir. Hal böyle olunca kadının yoksulluk nafakası isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SOYBAĞININ REDDİ DAVASINDA MAHKEME TESPİT HARİCİ OLARAK AYRICA NÜFUSA TESCİL KARARI DA VEREBİLİR Mİ?
Öncelikle soybağının tespitine ve soybağının reddine ilişkin davalar eda davası niteliğinde olmayıp tespit davası niteliğindedir. İlk Derece Mahkemesi tarafından bu husus gözetilmeksizin tespit kararı verilmesi ile yetinilmesi gerekirken “nüfusa tesciline” de karar verilmiş olması doğruolmadığı gibi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 426/2. maddesi ile yasal temsilci ile küçüğün menfaati çatıştığında küçüğe kayyım atanacağı düzenlenmiş olup yasal hasım olan kayyım aleyhine Bölge Adliye Mahkemesince yargılama giderine hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir.
KADINI EVDEN GÖNDEREN VE TEKRAR EVE ALMAYAN ERKEK BOŞANMA DAVASINDA AĞIR KUSURLUDUR.
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle; erkeğin kadını evden gönderdiği ve bir daha eve gelmesini istemediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
BOŞANMANIN FERİİSİ NİTELİĞİNDEKİ MADDİ -MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ ARTIRILMASI HALİNDE ISLAH HARCI ALINIR MI?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 176 vd. maddelerinde, ıslahın harca tabi olacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanununda "ıslah harcı" şeklinde bir harç türü yer almamaktadır. O halde sırf ıslah istemi sebebiyle harç alınamaz. Bunun yanında, ıslah sonucunda dava/talep konusunun miktar veya değeri artarsa ve artan miktar veya değer için harç ödenmesi gerekiyorsa, ancak o zaman harç ödenmesi/tamamlanması gerekir. Somut olayda, davacı kadın vekili 11.05.2023 tarihli dilekçesiyle boşanmanın fer'î niteliğindeki tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası miktarları bakımından artırım isteminde bulunmuştur.
YURTDIŞINDAN TÜRKİYEYE GETİRİLEN ÇOCUĞUN MUTAD MESKENİNE İADESİ DAVASI- ÇOCUĞUN BULUNDUĞU ORTAMA ALIŞMASI İADENİN REDDİ İÇİN GEÇERLİ SAYILABİLİR Mİ?
Sözleşmede küçüğün baba yanında bulunduğu ortama alışması da, iadeden kaçınma sebebi olarak kabul edilmemiştir. Somut koşullar itibari ile çocuğun mutat meskenine iadesinin çocuk açısından ciddi bir risk oluşturacağının ortaya konulması gerekmektedir. Bu durumda iade isteğinin reddini gerektirecek sebepler somut olayda mevcut olmayıp, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
MÜŞTEREK ÇOCUKLAR LEHİNE BABA İÇİN TESİS EDİLEN HER AYIN 1.3 VE 5. HAFTASONLARI CUMA GÜNÜNDEN YATILI KİŞİSEL İLİŞKİ TESİSİ FAZLA MIDIR?
3-.Kişisel ilişki düzenlemesinde çocuğun menfaatleri yanında analık ve babalık duygularının tatmini de esastır. Bu tatmin duygusu ile çocuğun yüksek yararı birlikte değerlendirilerek, çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir. Somut olayda velâyeti anneye verilen ortak çocuklar ile baba arasında her ayın 1., 3. ve 5. haftasonu cuma günü saat 17.00'de başlatılarak düzenlenen kişisel ilişki ortak çocukların eğitim çağında olduğu, okul sonrası hazırlıklarının tamamlanıp babaya teslim süreci gözetildiğinde çocukların menfaatine uygun değildir. Diğer yandan annenin velâyet görevini engelleyecek nitelikte bir ayın üç hafta sonunu kapsar şekilde düzenlenen kişisel ilişki süresi uzun olup baba ile ortak çocuklar arasında hafta sonları ayda iki kez ve Cuma gününün başlama saatinin daha uygun süreli düzenlenerek kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
TARAFLARIN GELİRLERİ BİRBİRİNE YAKIN İSE YOKSULLUK NAFAKASINA KADIN LEHİNE HÜKMEDİLİR Mİ?
2.Toplanan delillerden, kadının sünger fabrikasında paketleme işinde işçi olarak çalıştığı ve asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği, erkeğin ise; özel şirkette vardiyalı işçi olarak çalıştığı ve asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği, bu suretle tarafların gelirlerinin birbirlerine yakın olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken 4271 sayılı Kanun'un 175 inci maddesindeki koşullar somut olayda kadın yararına gerçekleşmediğinden kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SÜREKLİ EŞİNİ DARP EDEN VE BAĞIMSIZ KONUT TEMİN ETMEYEN ERKEĞE KARŞI KADININ GÜVEN SARSICI DAVRANIŞLARDA BULUNMASI HALİNDE AĞIR KUSUR KİME AİTTİR?
2.Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylar yönünden kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlar değerlendirildiğinde; güven sarsıcı davranışta bulunan kadına nazaran; eşine sürekli şiddet uygulayan, bağımsız konut temin etmeyen erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
ERKEĞİN VEFATI HALİNDE MİRASÇILARININ  AÇACAĞI SOYBAĞININ REDDİ DAVASINDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE VAR MIDIR?
2.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacılar ... ve....'in, kocanın altsoyu sıfatı ile bu davayı, kocanın (yani davacı ... ve ....'in babası....'in) ölümünü öğrenmesinden başlayarak bir yıl içinde yani en geç 01.04.2013 tarihinde açması gerekirken bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 15.01.2018 tarihinde açmış olduğundan davanın hak düşürücü sürede açılmadığından reddine karar verilmesi gerekir. Kararın açıklanan sebeple bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
KADININ DAVA AÇILMADAN ÖNCE ERKEĞİN İSE DAVA AÇILDIKTAN SONRA ZİNASI HALİNDE AĞIR KUSUR KİME AİTTİR?
Boşanma davalarında kusur derecelendirmesi yapılırken boşanmaya sebebiyet veren kusurlu davranışların nitelik ve nicelikleri ile evlilik birliğinin sarsılmasına etkisi değerlendirilerek ağırlık dereceleri konusunda bir belirleme yapılır. O halde somut olayda her iki tarafın zina eylemi sabit ise de; tüm dosya kapsamından zina eylemlerinin gerçekleşme zamanı, şekil ve süreçleri, evliliğin birliğinin sarsılmasına etkisi ile tarafların Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları bir bütün halinde değerlendirildiğinde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken hatalı değerlendirme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
EVLENİRKEN ALINAN EV EŞYALARI BEDEL İSTEMİ  HK.
Davacı tarafından bedeli talep edilen ve davalı tarafından kendi uhdesinde olduğu kabul edilen, yatak odası, yemek odası, koltuk takımı ve 2 adet halı yönünden de davanın kabulü gerekir. Bu halde Mahkemece usule uygun şekilde bilirkişi incelemesi yapılarak, dava tarihi itibariyle değerleri tespit edilip, yıpranma payları düşülerek, faiz talebi de değerlendirilerek, belirtilen eşyalar yönünden de davanın kabulüne göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekılde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Hukuki Yardım ve Danışmanlık İçin Bize Ulaşabilirsiniz | 0544 324 16 34 |

WhatsApp İletişim

0544 324 16 34