YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2024/1858
Karar Numarası: 2025/3675
Karar Tarihi: 15.09.2025
SAYISI : 2021/397 E., 2023/606 K.
Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil davası sonunda Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit ve tescil edildiğini, ancak taşınmazın kök mirasbırakan ...’den intikal ettiğini, mirasbırakanın sağlığında ya da ölümünden sonra mirasçılar arasında taksim edilmediğini, tüm mirasçıların taşınmazda miras hakkının bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişler; bozma kararından sonra davacılar vekili 24.05.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile terekeye iadesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; davacıların üçüncü kişiye karşı miras payları oranında dava açmalarının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın 3-4 dönümlük kısmının kayınpederi . ...... tarafından dava dışı 3.kişi ...........'dan satın alındığını, bu kısmın mirasbırakanla bir ilgisinin bulunmadığını, kalan kısmın ise mirasbırakan ... tarafından 09.08.1967 tarihli köy senedi ile oğlu ............'ye satıldığını, ..... ölümünden sonra mirasçıları arasında yapılan taksim sonucunda taşınmazın eşi ... verildiğini, .....’un da taşınmazı kendisine bağışladığını, davacıların taşınmazda hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.04.2016 tarihli ve 2015/411 Esas, 2016/279 Karar sayılı kararı ile; davacıların taşınmazın kök mirasbırakana ait olduğu iddiasıyla mirasçı olmayan 3. kişiye karşı pay oranında açtıkları davanın dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. ONAMA VE BOZMA KARARI, BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Onama Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.11.2019 tarihli ve 2016/119 85... /7434 Karar sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
B. Karar Düzeltme ve Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.11.2020 tarihli ve 2020/25 00... /5457 Karar sayılı kararı ile; "...Öncelikle belirtmek gerekir ki; davacıların taşınmazın kök murisleri ...’ye ait iken 1968 yılında ölümüyle mirasçılarına kaldığını öne sürerek miras payları oranında adına tescili istemiyle ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içinde eldeki davayı açtıkları, ne var ki davalı ...’ın muris ... terekesine göre üçüncü kişi (kök murisin mirasçısı ve halen sağ olan ... .....’ın eşi) olduğu, bu durumda mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti hükümlerinin geçerli olması nedeniyle terekeye dayalı olarak üçüncü kişilere karşı miras payına yönelik dava açılamayacağı tartışmasızdır. Esasen bu husus Mahkemenin de kabulünde olup çözümlenmesi gereken husus 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılan davada ıslah yoluyla talebin tamamen değiştirilmesi halinde hak düşürücü sürenin gözetilip gözetilemeyeceği noktasında toplanmaktadır....Somut olaya gelince; davacı vekili 14.04.2016 tarihli duruşmada, bu davayı açmadan önce Kandıra Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/712 Esas sırasında kayıtlı terekeye temsilci atanması için dava açtıklarını, ancak Sulh Hukuk Mahkemesince, bu mahkemeden yetki almadan dava açtıkları gerekçesiyle davalarının usul yönünden reddolunduğunu, yeniden dava açmak üzere süre talep ettiklerini, ayrıca dava dilekçesinin talep kısmını tüm mirasçılar için tapu iptali ve tescil talebinde bulunmak üzere ıslah edeceğini bildirmiştir. Davacının bu anlatımıyla dava dilekçesindeki talep sonucunu tamamen değiştirmek, diğer bir anlatımla tam ıslah yapmak için süre talep ettiği anlaşılmakta olup yukarıdaki paragrafta anlatıldığı üzere tam ıslah durumunda ise davanın ilk açıldığı tarih itibariyle hüküm ve sonuçlarını doğuracağının kabulü gerekir. Hal böyle olunca; Mahkemece, davacılar vekiline yapacağını bildirdiği tam ıslah için süre ve imkan tanınması, daha sonra terekeye temsilci atanması için davacı tarafa yetki verilmesi, tüm bu usuli işlemin yerine getirilmesi halinde tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm deliller toplanmak suretiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken usul hükümlerinin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu..." gerekçesi ile onama kararı kaldırılarak Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla dava konusu taşınmazın kök muris ...'ye ait olduğu ve mirasbırakanın alt soyu tarafından kullanıldığı, davalının taşınmazı kullanmadığı, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kök mirasbırakan ... tarafından 09.08.1967 tarihli köy senedi ile oğlu .... satılarak zilyetliğinin devredildiğini, ... tarafından eşi ..., eşinin de kendisine bağışladığını, davacıların taşınmazda hakkı olmadığını, taşınmazın bir kısmının ise kayınpederi .... tarafından dava dışı 3. kişiden satın alındığını, 09.08.1967 tarihli köy senedinin Mahkemece gözetilmediğini, eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, keşif mahallinde sadece davacı tanıklarının dinlendiğini, davalı tanıklarının ise usule aykırı olarak duruşmada dinlendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
... ili, ... ilçesi, ..... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmazın irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden davalı adına tespit edildiği, kadastro tespitinin itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine taşınmazın 16.08.2005 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, Mahkemece iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; taşınmaza ilişkin davalarda mahalli bilirkişi ve tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi gerekirken Mahkemece davalı tanıklarına keşifte hazır bulunmaları üzere usulüne uygun tebligat çıkartılmadığı, sadece mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının keşifte dinlendiği, davalı tanıklarının ise usule aykırı biçimde duruşmada dinlendiği, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanlarının ise "kopyala yapıştır" işlemi yapılmış şekilde birebir aynı olduğu, taşınmazın kime ait olduğu ve kim tarafından ne şekilde kullanıldığı konusunda kesin bilgi içermeyen, soyut ve çelişkili ifadelerden oluştuğu halde Mahkemece bu beyanların hükme esas alınmış olması doğru olmadığı gibi davalının savunmasında delil olarak bildirdiği 09.08.1967 tarihli köy satış senedi dosyaya kazandırılmadan sonuca gidilmiş olması da doğru değildir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece davalının delil olarak dayandığı 09.08.1967 tarihli köy satış senedi dosyaya kazandırılmalı, mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim veya kimler tarafından ve ne şekilde kullanıldığı, kullanımın kimden kime ve ne şekilde geçtiği, tarafların kullanımı olup olmadığı ile varsa kimden devralınarak başladığı, nasıl ve hangi süre ile sürdüğü hususları tek tek ve olaylara dayalı olarak sorularak ayrıntılı beyanları alınmalı, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmalı ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın Kandıra 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
15.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
0544 324 16 34