Ödnüç Veri̇len Alacağın Geri̇ İstenmesi̇ - Kardeşler Arasında Gerçekleşmi̇ş Alışveri̇ş İçi̇n Tanık Deli̇li̇ne Dayanılabi̇li̇r Mi̇?
Buradasınız: Anasayfa / Blog
ÖDNÜÇ VERİLEN ALACAĞIN GERİ İSTENMESİ - KARDEŞLER ARASINDA GERÇEKLEŞMİŞ ALIŞVERİŞ İÇİN TANIK DELİLİNE DAYANILABİLİR Mİ?
Somut olayda, taraflar kardeş olup, eldeki davada HMK'nın 203/1-a bendi uyarınca tanık dinlenebileceğinden, Mahkemece, tanıklar dinlendikten sonra alacağın muaccel olup olmadığı değerlendirilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuki yararın bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
ÖDNÜÇ VERİLEN ALACAĞIN GERİ İSTENMESİ - KARDEŞLER ARASINDA GERÇEKLEŞMİŞ ALIŞVERİŞ İÇİN TANIK DELİLİNE DAYANILABİLİR Mİ?
T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

 

Esas : 2024/3306
Karar : 2025/2243
Tarih : 17.04.2025
  • SENETLE İSPAT ZORUNLULUĞUNUN İSTİSNASI
  • BORÇ OLARAK GÖNDERİLEN PARANIN İADESİ
  • ZAMANAŞIMI
  • DAVA ŞARTI
  • MUACCEL OLMAYAN BİR ALACAK İÇİN DAVA VE TAKİP BAŞLATILMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR
ÖZET
Uyuşmazlık, borç olarak gönderilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise, ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. 6098 sayılı Kanun'un 392. maddesinde yer alan; ''Ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerektiği, alacağın bu süre sonunda muaccel olacağı sabittir. Muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılması mümkün değildir.

 

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/328 E., 2024/625 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 12. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/300 E., 2021/41 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin 2004 ila 2010 yıllarına ait maaşlarını davalı kardeşine borç olarak gönderdiğini, müvekkilinin aradan geçen yıllar içerisinde davalıya aldığı borcu ödemesi için şifahen başvurduğunu ancak davalının geri ödemeye yanaşmadığını belirterek, müvekkilinin borç olarak gönderdiği döviz alacaklarının dava tarihindeki kur değeri üzerinden tahsilinin gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafından müvekkiline gönderilen paraların davacının borçlarının ödenmesi için gönderildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının yurtdışına çalışmaya giderken maaş hesabını müvekkili üzerine açtığını, davacının yurtdışına giderken tüm masraflarını müvekkilinin karşıladığını, davacının el yazısı ile yazılan belgelerden de görüleceği üzere, davacı adına müvekkili hesabına gelen paraların davacının şahsi borçlarını ödemekle birlikte davacının düğün masrafları için harcandığını, davacının müvekkiline borcunu ödememek için bir süre sonra maaş hesabını müvekkilinin üzerinden aldığını ve bundan sonra müvekkili adına davacının maaşının yatmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu alacağın, genel zamanaşımı süresinin düzenlendiği TBK'nun 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacının 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 2009 ve 2010 yıllarına ait maaşlarını davalıya ait Yapı Kredi Bankası hesaplarına gönderdiğini iddia ettiği, davalının banka kayıtları celp edilerek yapılan incelemede, davalıya yapılan bir kısım döviz ödemelerinin 2009 öncesinde yapıldığı, davalının cevap dilekçesiyle süresi içerisinde zamanaşımı defiinde bulunduğu, alacağın en fazla 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, 2010 yılında ise davalıya yapılan herhangi bir ödemenin ispat edilemediği gerekçesiyle, zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunumuştur.

 

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, TBK'nın 392. maddesinde belirtildiği şekilde, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağının kararlaştırıldığına ilişkin herhangi bir delil ve iddianın dosyaya sunulmadığı, davacı iade talebinde bulunup altı hafta bekledikten sonra dava açabileceğinden, anılan süreye uyulmadan muaccel olmayan bir alacak için açılan davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h maddesi kapsamında hukuki yararın bulunmadığı ve kanunda yer alan bu ibarenin dava şartına ilişkin olduğu gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı nedeniyle esastan reddine kararı verilmiş olmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, istinaf talebinin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm kurulmasına, davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/h bendi uyarınca hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; müvekkilinin davalıya karşı bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bildirimin bir şekil şartına bağlanmadığını, dosya kapsamında bildirdikleri tanıkların dinlenmediğini, taraflarınca süresinde bildirilen tanıkların duruşma saati ve zamanında önünde hazır ettiklerini ancak Yerel Mahkeme tarafından, ''bu aşamada gerek görülmemesi'' gerekçesi ile dinlenmediğini, Yerel Mahkemece tanıklarına tebligat dahi çıkarılmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, borç olarak gönderilen paranın iadesi istemine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 392. maddesi gereğince; ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise, ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. 6098 sayılı Kanun'un 392. maddesinde yer alan; ''Ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerektiği, alacağın bu süre sonunda muaccel olacağı sabittir. Muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılması mümkün değildir. Muaccel olmayan bir alacak için açılan davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuki yarar bulunmayıp, kanunda yer alan bu ibare dava şartına ilişkindir.

Somut olayda, taraflar kardeş olup, eldeki davada HMK'nın 203/1-a bendi uyarınca tanık dinlenebileceğinden, Mahkemece, tanıklar dinlendikten sonra alacağın muaccel olup olmadığı değerlendirilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuki yararın bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

 

Hukuki Yardım ve Danışmanlık İçin Bize Ulaşabilirsiniz | 0544 324 16 34 |

WhatsApp İletişim

0544 324 16 34